Önce şu” global kriz” denilen şeyin ne olduğunu anlamaya çalışalım:
Global krizin en önemli aktörü konumunda olan ABD için “11 Eylül 2001” tarihi sadece ABD’yi şoke eden beklenmedik dramatik bir saldırı girişimi olarak tarihe geçmemiştir. Söz konusu tarih, dünya ekonomisinin ve tüketiminin ağır topu olan ABD’deki güzel günlerin bittiği, yıllardır bir şekilde ötelenen entropiye gidişin başladığı ve bu büyük devin ekonomisindeki önlenemez çöküşün hızlanacağı bir dönemin ateşlendiği milat olarak da tarihteki yerini alacaktır. Bu süreci gelecekte daha çok konuşmaya, nedenlerini sorgulamaya devam edeceğiz.
Düşüncelerimi birazdan sizlerle paylaşacağım ama her ne olursa olsun, kriz fırsatçılarının pusuda beklediği gibi bu süreçte dünya ekonomisinin dibi bulacağı gibi bir savı kesinlikle desteklemiyor, böyle bir görüntüyü öngörmüyorum. Bu kriz daha çok ABD’yi ve onun finansörlerini(Çoğu batı görüntüsündeki Arap Sermayesidir.) etkileyecektir.
Özellikle Türkiye’nin jeopolitik konuş durumu, artık kendi ayakları üzerinde durmayı başarabilen lokomotif özel sektör girişimcileri, Avrupa standartlarının üzerinde kriz tecrübesi yaşayan ve güçlenen bankacılık sektörü, girişimcilerimizin alternatif pazarlar yaratabilme konusundaki yaratıcılığı, Çin, Hindistan gibi dev pazarların ucuz kalitesiz kitle üretiminden nüfus yoğunluğu açısından kalite odaklı tüketen dev tüketim pazarlarına dönüşmesinin avantajlarını düşündüğümüzde bu dönemin önemli fırsatlar barındıracağının da göz ardı edilmemesi gerektiğine inanıyorum.
Peki ABD bu duruma nasıl gelmiştir, ekonomik olarak kötüye gidişi nasıl başarmıştır?





YAYINLARIMIZ


Dünya ticaret hacminin yaklaşık %95’i deniz yolu taşımacılığı ile yapılmaktadır. Denizyolu taşımacılığı diğer ulaştırma araçlarına göre önemli avantajlara sahiptir. Ulaştırma maliyetleri açısından havayolu taşımacılığına göre ortalama 14, karayolu taşımacılığına göre 6,5, demiryolu taşımacılığına göre ise 3,5 kat daha ekonomik olmasının yanında, çok büyük miktarlardaki yüklerin, bir seferde ve güvenli olarak taşınabilmesi avantajları sektörü son derece cazip bir noktaya getirmiştir. 
Günümüzde "Dünya pazarında büyük şirket olmak", klasik anlamda bilinen şirket yapılarından (onbinlerce insanın çalıştığı, yüzbinlerce metrekare kapalı alanlarda üretimlerin yapıldığı, ürünlerinin onbinlerce DWT’luk gemilerle dünyanın çeşitli yerlerine gönderildiği) dev grupları tanımlamanın ötesinde anlamlar taşımaktadır. Artık yeni ekonominin yeni yıldızları bilinen paradigmaların ötesinde olmalarına rağmen ciddi maddi büyüklükleri ifade edebilmektedir. 220 milyar dolarlık bir sanal dev olan Google’dan maaş alan personel sayısı 20 binden azdır. 15 milyar dolarlık büyüklüğe sadece 3 yılda ulaşan ve çok daha büyümesi beklenen Facebook ise ancak 300 kişiye istihdam yaratmaktadır.
Yarın var olacak olan organizasyonlar; ortaya koyduğu vizyonu doğrultusunda strateji, insan, araç, malzeme, sistem ve bilgi arasındaki uyumun resmi olan "sinerji"yi tesis etmiş organizasyonlar olacaklardır. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de başarının sırrı “insan” olmaya devam edecektir. Beklentileri olmayan, varlığının gayesini bir türlü anlayamamış, kendini geliştirmek için rehber göremeyen, daha iyi olmanın yollarını aramayan insanların çoğunlukta olduğu organizasyonların 2000’li yıllarda varlıklarına devam ettirme şansları yoktur.
