
Günümüzde "Dünya pazarında büyük şirket olmak", klasik anlamda bilinen şirket yapılarından (onbinlerce insanın çalıştığı, yüzbinlerce metrekare kapalı alanlarda üretimlerin yapıldığı, ürünlerinin onbinlerce DWT’luk gemilerle dünyanın çeşitli yerlerine gönderildiği) dev grupları tanımlamanın ötesinde anlamlar taşımaktadır. Artık yeni ekonominin yeni yıldızları bilinen paradigmaların ötesinde olmalarına rağmen ciddi maddi büyüklükleri ifade edebilmektedir. 220 milyar dolarlık bir sanal dev olan Google’dan maaş alan personel sayısı 20 binden azdır. 15 milyar dolarlık büyüklüğe sadece 3 yılda ulaşan ve çok daha büyümesi beklenen Facebook ise ancak 300 kişiye istihdam yaratmaktadır.
Yeni ekonomide pazardaki büyükleri zirveye taşıyan, onları birer yıldız ve gelir şampiyonu yapan temel nitelikler nelerdir? Onları gerçekten yeni ekonominin evrensel aktörü haline getiren özellikleri birlikte irdeleyelim:
- Şirket/organizasyon olarak uluslararası niteliğe sahip olmak: Üretim ve pazarlama sistemleri, tedarik yapısı, çalışanlarının profili, yatırımlarının dünya genelindeki penatrasyonu, finansal yapısının özellikleri hatta dünya çapındaki hissedarları itibariyle uluslararası bir görünüme sahip olmayı ifade eder.
- Küresel dünyanın bir parçası olmak: Kuşkusuz kürselleşme, otoriteler tarafından yaklaşık 4.6 milyar yaşında olduğunu tahmin edilen dünyanın 21’inci yüzyılda yeni bir formda kabuk değiştirmesi değildir. Küreselleşme, değişimin en önemli aktörü konumunda olan bilginin hızla yayılmasının bir sonucu olarak yeni küresel koloni yapısının esnekliğini ve küresel erişebilirliği ifade etmektedir. Örneğin; 100 Mbps'e varan internet erişim hızının yaygınlaşmasıyla 1.5 saatlik bir DVD filmi bilgisayarımıza indirmek için sadece 1.5 dakika yeterli olabilmekte, 1000 şarkıdan oluşan dev bir müzik arşivi 1 saniyeden az bir sürede bilgisayarınıza indirilebilmektedir. Türkiye’de halen kullanmakta olduğumuz maksimum erişim hızından en az 25 kat daha hızlı bir iletişim altyapısının varlığından bahsediyoruz.
- Çevik olmak: Şirket/organizasyon olarak hiç olmadığımız kadar esnek ve hızlı olabilmek, beklenmedik gelişmeler karşısında bile süratle tepki verebilecek reflekslere sahip olabilmek, stratejilerimizden üretim hatlarımıza, hatta sektör ve ürünlerimize kadar kolay şekillenebilmek, yeni durumlara adapte olabilmek gerekmektedir.
- Yenilikçi Olmak: Değer yaratan bilgileri farkı yaratacak yeniliklere dönüştürebilecek azim ve kararlılığa sahip olmayı ifade etmektedir.
Ünlü Ekonomist Thomas Friedman kürselleşen dünya için "The world is flattening (www.thomaslfriedman.com/worldisflat.htm) " diyor. Friedman'ın da ifade ettiği gibi adına her ne derseniz deyin, bu durumu neyle tanımlarsanız tanımlayın ortada bir gerçek var o da; "Dünya genişliyor…" Peki, dünya neden böylesine bir küresel büyüme ile karşı karşıyadır? İtici güçler nelerdir? - Pazarlar küreselleşiyor
- Ürünler küreselleşiyor
- İşletmeler/Şirketler küreselleşiyor
- Endüstriyel organizasyonlar(Tedarikçiler, dağıtıcılar vb.) küreselleşiyor
- Teknolojiler küreselleşiyor
- Finans sistemi küreselleşiyor
- Çalışan yapıları küreselleşiyor
- Sermaye küreselleşiyor
Diğer taraftan bazı olumsuz şeyler de küreselleşiyor:
- Terörizm küreselleşiyor
- Çevre felaketleri küreselleşiyor
- Hastalık/Salgınlar küreselleşiyor
- Umursamazlık küreselleşiyor
- Uyuşturucu/Bağımlılık tehdidi küreselleşiyor
- Ekonomik bağımlılık küreselleşiyor
Kürselleşme ile birlikte neredeyse 6.6 milyar dünyalı kapsama alanına girmiştir. Yeni teknolojiler hayatımıza girdikçe bizlerin bu teknolojileri benimseme ve kullanma konusundaki reaksiyon sürelerimiz de hızla kısalmaya başlamıştır. Herkes son yıllarda yoğun olarak yaşanmakta olan değişimi, teknolojiye uyumu yakından izlemekte, bir parçası olmaktan kurtulamamaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi Türk insanı da, PC, cep telefonu, internet gibi teknolojilerin ülkeye gelmesiyle birlikte büyük ilgi göstermiştir. Teknolojinin "Kitleselleşme süresi" açısından yapılan değerlendirmelerde ilginç sonuçlarla karşılaşmak mümkündür. İnsanlık tarihinin en önemli buluşları arasında yer alan elektrik yaklaşık 135 yıl önce, 1873 yılında icat edilmiştir. Günlük hayatta kullanılmaya başlaması ise icadından ancak 25 yıl sonra gerçekleşebilmiş, Forbes Magazine’in bir araştırmasına göre yaklaşık 90 yıllık bir serüvenden sonra yaşamımızın tam anlamı ile bir parçası olmuş, %100’e yakın bir penatrasyona ulaşmıştır. Anadolu’nun elektrikle tanışması ise 1902 yılında, Tarsus’ta kurulan bir su değirmeni ile olmuş, sadece 2 Kw’lık bir dinamoyla çalışan Türkiye’deki ilk elektrik üretilmiştir. Türkiye’de ilk elektrik santrali ise İstanbul’da 14 Şubat 1914'te üretime başlayan, elektriğin icadından tam 41 yıl sonra faaliyete geçen İstanbul Silahtarağa elektrik santralidir.
1876 yılında icat edilen telefon 20 yıla yakın bir süre ticari hale getirilebilmeyi beklemiş, icadından ancak 100 yıl sonra dünyada %90’ların üzerinde bir yaygınlığa/bilinirliğe ulaşabilmiştir.
Hayatımıza daha sonra giren televizyon, bilgisayar ve internetin hayatımızın bir parçası olma süresi çok daha kısalmaya başlamıştır. 1975 yılında California Santa Monica'da IBM tarafından dünyadaki ilk kişisel bilgisayarların yer aldığı bilgisayar mağazasının açılması ile birlikte bilgisayar hızla yaygınlaşmış, günümüzde %90’ların üzerinde bir peantrasyona ulaşmıştır. İnternet de 1975’ta TELENET ile başladığı macerasına hız kesmeden devam etmektedir.
2008 yılı başı itibariyle Norveç ve Hollanda’da internet kullanımı penatrasyonu %90’lara yaklaşmış durumdadır. ABD’de bu oran %71 seviyesindedir. (www.internetworldstats.com) Türkiye’de ise 16 Milyon kullanıcı ise %22 yaygınlığa ulaşılmış olup, internet kullanımı hızla artmaktadır.
En baş döndürücü gelişme cep telefonlarında yaşanmaktadır. Martin Cooper tarafından 1973 yılında icat edilen cep telefonu yaklaşık 20 yıl beklenen ilgiyi tam olarak görememiş, bu geçen süreçte ise kullanılabilir olması, iletişim şebekelerinin tasarlanması, cihazların hafifliği ve ergonomisi anlamında ciddi çalışmalar yapılmıştır. Türkiye’de ise ilk cep telefonu görüşmesi 23 Şubat 1994 tarihinde dönemin başbakanı Tansu Çiller’in Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i araması ile gerçekleştirilmiştir. Mobil İletişim Sistemleri ve Araçları İşadamları Derneği(MOBİSAD)’nin 2007 yılı değerlendirmelerine göre Türkiye’deki toplam GSM abone sayısı 2007 yılı sonu itibariyle 62 milyon gibi rekor bir seviyeye çıkmış, Türkiye’deki penatrasyon %84’lere ulaşmıştır. Sadece 14 yıl içinde nüfusumuzun %84’ü cep telefonundan haberdar hale gelmiştir.
Pazar araştırma şirketi Gartner tarafından yayınlanan istatistiklere göre dünyadaki cep telefonu aboelerinin sayısı 3.3 milyarı bulmuştur. 2007 yılında dünyada 1.15 milyar cep telefonu satılmıştır, bu rakamın yakşık %40’ını Nokia satmıştır. 26 yıllık bir geçmişe sahip olan cep telefonları bu kadar kısa sürede neredeyse dünya nüfusunun yarısı kadar bir kitleye ulaşmıştır. Şu an 59 ülkede cep telefonu kullanım oranı nüfusun yüzde yüzünün üzerindedir. Bu hızlı dönüşüm sürecinde cep telefonu ortama fiyatları da hızla düşmektedir. Örneğin 1996’lı yıllarda ortalama bir Nokia telefonun satış fiyatı 1200 dolar seviyesindeyken, 2007 yılı sonlarındaki 83 Euro'luk ort. fiyattan bu yılın ilk çeyreğinde 73 Euro'ya gerilediği görülmektedir. Uzmanlar, söz konusu düşüşlerin diğer ileri teknoloji ürünlerindeki evrimde olduğu gibi devam edeceğini, cep telefonlarındaki ürün yenileme sürelerinin 3 ay gibi son derece kritik bir eşiğin altına ineceğini tahmin etmektedirler.
Cep telefonları yeni ekonomide çok boyutlu iletişim, internet ve medya’yı bünyesinde bulundurmanın sinerjisi ile geleceğin iletişim platformunun ana aktörü olmayı sürdürecektir. Uykuda geçirdiğiniz 6 saati dışarıda tuttuğunda hayatınızda 18 saat kesintisiz sizinle birlikte olabilme şansına sahip başka bir aktör var mıdır?
Cep telefonu, yapay zeka ürünü çeşitli yonga destekleri ile birlikte geleceğin;
- En yetkin medya aracıdır,
- Görüntülü/görüntüsüz haberleşme aracıdır,
- En kullanışlı ve etkili ödeme aracıdır,
- En geçerli imza(kimlik doğrulama) aracıdır,
- Avucunuzdaki arama motorunuzdur,
- Dünyanın neresinde olursanız olsun nerede olduğunuzu gösteren, gideceğiniz adrese sizi yönlendiren navigasyon(Yer bulma) aracıdır.
- Mobil sekreterinizdir,
- İlk yardım uzmanınızdır, e-doktorunuzdur. Size ait tüm sağlık bilgilerini otomatik olarak alarak hafızasında tutan, vücudunuzda ters giden gelişmeler olduğunda(tansiyon, şeker seviyesi, vücut ısısı vb.) sizi ikaz eden kişiselleştirilmiş hemşirenizdir.
- Yapay zeka ürünü ileri teknoloji ürünlerin işlemci güçlerini sanal bir ağ bünyesinde birleştirebilen bir hub'tır,
- Sizi ilgi duyduğunuz her türlü gelişmeden anında haberdar eden kişiselleştirilmiş bir medya aracıdır.
- Şirketinizin ve personelinizin anlık olarak performanslarınızı izlediğiniz, satış/üretim durumlarınızı online olarak takip ettiğiniz bir ERP(Enterprise Resource Planning) aracıdır.
- Naklen yayın aracıdır, video kaydedici/oynatıcıdır, fotoğraf makinesidir, faks makinesidir, hatta interaktif destek verebilen sanal tercümanınızdır.
- Bir çok ileri teknoloji ürünün uzaktan tamir edilmesi, bakımının veya kalibrasyonun yapılabilmesi için ara hizmet aracıdır.
- Avucunuzun içinde arabanızdan, DVD player’ınıza, mikro dalga fırınınızdan evinizdeki masaüstü bilgisayara, Plazma TV’den dijital platformlarınıza sahip olduğunuz hemen her şeyi uzaktan yönetebilmenizi sağlayan küresel bir kumandadır. Yeni aldığınız bir cihazı/arabanızı bir defa ona tanıttıktan sonra bütün kapları açabilirsiniz.
- Küresel pazardaki en etkili reklam aracıdır. Gelecek 5 yıl için belki de 15 milyar dolarlık reklam pazarının adaydır. Gelecek 15 yılda ise 150 milyar dolarlık bir pastanın adayıdır.
Diğer yandan internet reklamcılığı hızla büyümektedir. Bu durum çok sayıda şirketin dikkatini de çekmektedir. Halen küresel anlamda 40 milyar dolar olan internet reklamcılığının önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde 100 milyar doların üzerine çıkması beklenmektedir. Dünyada halen yaklaşık 70 milyon kullanıcısı bulunan ve bu sayıyı hızla artıran Facebook'un ise kısa bir süre sonra bu pastadan oldukça kalın bir dilimi ele geçireceği hesap edilmektedir. Çarpıcı olan ise facebook üye sayısı haftada ortalama 2 milyon artıyor olmasıdır. 2008 sonunda 200 milyonu bulabileceği tahmin edilmektedir.
500 milyar doların üzerindeki maddi büyüklüğü ile klasik bilgi teknolojinin en büyük sanayisi olan Microsoft, bir gün yeni ağ teknolojisinin prensi Google tarafından satın alınabilir. Bu bir ütopya değildir. Yüksek hızdaki internet erişimi ve bilgi depolamadaki yeni paradigmalar, bildiğimiz anlamdaki kişisel bilgisayar paradigmasını gün geçtikçe yok etmektedir. Bunun denemeleri son birkaç yıldır ağ üzerinden oynanan oyunlarla BETA olarak yapılmaktadır. Gelecekte ofis programlarını ve işletim sistemlerini bilgisayarınıza kurmadan kullanabileceksiniz. Hem de Çok daha hızlı, mekandan ve cihazdan bağımsız bir erişebilirlik zenginliğiyle. Google sadece bu temelde çözümler üretilmesi için önümüzdeki 5 yıl için 10 milyar dolarlık bütçe ayırmıştır. Cep telefonu gerçeğini de yukarıda tanımlanan hizmetler çerçevesinde ciddiye aldıklarında, Nokia, Vodafone gibi niş tabanlı yeni ekonomi şirketleri ile işbirliğine gittiklerinde gelecek 10 yıldaki rekabetin çok daha kızışacağını, bu rekabetin son derece yok edici olabileceğini ve Microsoft'un tahtından edebileceğini söylemek hayal ürünü olmasa gerek.
Google'un piyasa değeri 220 Milyar dolara ulaşmıştır. Bir diğer arama motoru Yahoo’nun değeri 44 milyar dolar seviyesindedir. Yeni yıldızlardan, daha 3 yıllık geçmişi olan Facebook, Microsoft'un Facebook'a yüzde 1.6’sı için önerdiği 260 milyon dolar ile birlikte 15 milyar dolarlık eşik değer sınırını geçmiştir. Dünya Cep telefonu pazarının %40’ını kontrolünde tutan (http://www.edn.com/article/CA6525269.html), 2007 yılı sonu itibariyle 20 milyar dolarlık net satışları ve yaklaşık 90 milyar dolarlık değeriyle Nokia hızla değerlenmeye devam etmektedir. Dengeler her an alt üst olmaktadır. Yarın hiç beklemediğimiz bir sanal hizmet hepimizi esir alabilir. Bunu öngöremiyor, dünyanın neresinden çıkabileceğini bilemiyoruz.
Bildiğimiz bir gerçek var; sınırların kalktığı, bilginin hızla küreselleştiği, ekonominin bilgi ekonomisine dönüşürken evrim geçirdiği, erişilebilirliğin varlıkların önüne geçtiği yeni sosyal düzende farkı yaratacak olanlar, çözüme giden kestirme yolları görebilenler, en pratik erişilebilirlik yollarını geliştirenler olacaktır. Bu durum medya sektörü için de tarım sektörü için de aynı anlamı taşıyabilmektedir.
| Sonraki > |
|---|









