Dünya ticaret hacminin yaklaşık %95’i deniz yolu taşımacılığı ile yapılmaktadır. Denizyolu taşımacılığı diğer ulaştırma araçlarına göre önemli avantajlara sahiptir. Ulaştırma maliyetleri açısından havayolu taşımacılığına göre ortalama 14, karayolu taşımacılığına göre 6,5, demiryolu taşımacılığına göre ise 3,5 kat daha ekonomik olmasının yanında, çok büyük miktarlardaki yüklerin, bir seferde ve güvenli olarak taşınabilmesi avantajları sektörü son derece cazip bir noktaya getirmiştir.
Modern Türkiye’nin mimarı önderimiz Atatürk, denizcilik alandaki olabilecek olan gelişmeleri, tıpkı havacılıkta olduğu gibi vizyoner kişiliği ile çok önceden görebilmiştir. 01.11.1937 Tarihinde T.B.M.M.’nin 5. Dönem 3.Toplanma yılını açarken aşağıdaki sözleri sarf etmiştir:
“En güzel coğrafi vaziyette ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri denizci millet yetiştirmek kabiliyetindedir. Bu kabiliyetten yararlanmayı bilmeliyiz; denizciliği Türk'ün en büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız.”









Günümüzde "Dünya pazarında büyük şirket olmak", klasik anlamda bilinen şirket yapılarından (onbinlerce insanın çalıştığı, yüzbinlerce metrekare kapalı alanlarda üretimlerin yapıldığı, ürünlerinin onbinlerce DWT’luk gemilerle dünyanın çeşitli yerlerine gönderildiği) dev grupları tanımlamanın ötesinde anlamlar taşımaktadır. Artık yeni ekonominin yeni yıldızları bilinen paradigmaların ötesinde olmalarına rağmen ciddi maddi büyüklükleri ifade edebilmektedir. 220 milyar dolarlık bir sanal dev olan Google’dan maaş alan personel sayısı 20 binden azdır. 15 milyar dolarlık büyüklüğe sadece 3 yılda ulaşan ve çok daha büyümesi beklenen Facebook ise ancak 300 kişiye istihdam yaratmaktadır.
